Bülent Ecevit gibi artık yürüyemez hale gelip ancak o zaman CHP’den ayrılacağı düşünülen Deniz Baykal Dersim Olayları’ile ilgili hükmü koymuş ve şöyle demiş; bu olay CHP’yi linç kampanyasına dönüşmüştür.
Bu olaylar dediği de Dersimde yaşanan insanlık dışı baskı ve katliamların tartışılması.
Efendim neymiş bu konu üzerinden CHP linç edilmek isteniyormuş da, neymiş buna izin vermemek gerekiyormuş da ağzından çıkanı iyi de duyuyor ama Baykal, sözler ağzından çıkarken düşünce sistemine pek uğramıyor anlaşılan.
Uğrasa eğer o sözler, biraz mantık dahilinde olur, biraz akla izana sığar, birazcık aklın getirdiği vicdan kırıntısından nasibini alır ama uğramıyor işte, uğramayınca da ortaya böyle ucube bir mantık çıkıyor.
Sanki tarih diye bir bilim yok, sanki ortada yaşanan bir insanlık trajedisi yok ve sanki insanlar birden bire CHP’ye yüklendiler.
Sanki O sözleri söyleyen zevatın istifasını durduk yere istediler;hiç böyle bir şey yok Baykal, aksine gösterilen tepkiler az bile..
Çünkü eğer birileri kalkıp bir insanlık ayıbını bir katliamı örnek vererek konuşma cesaretini gösteriyorsa diğer birileri de kalkıp bunun cevabını en esaslı bir şekilde verme hakkını da kendilerinde bulurlar.
Öyle ya ifade edilen rakamlara göre adı geçen katliamda yaklaşık elli bin insan öldürülüyor, köyler boşaltılıyor, insanlar yerlerinde yuvalarından ediliyor, sürgün sarıyor dört bir yanı…
İdam edilenlerin cesetleri yok ediliyor,yakılıyor belki de..
Bakın dersim olaylarının canlı tanığı Alişan Aslan o günleri nasıl anlatıyor: "Hozat tarafında insanları okula toplayıp yaktılar. Köylerde insanları ahırlarda yakıyorlardı..Aslan sözlerinin devamında Seyit Rıza’nın idam edilişi sonrasında yıllarca Seyit Rıza’nın köyüne kimsenin sokulmadığı belirttikten sonra: Halvari'de çayın başında uçurum var. İnsanları canlı canlı oradan attılar. Uçaklar, çoluk çocuk var demeden köylere bomba yağdırıyordu..Diye o günleri anlatıyordu.
Olayların devamında katliamdan kurtulmak için dağa kaçtıklarını anlatan Aslan sonrasını şöyle anlatıyor: Üç ay boyunca dağlarda, yerimizi bulamasınlar diye oradan oraya gezdik. Ateş bile yakamıyorduk. Olaylar yatıştıktan sonra köye döndüğümüzde, taş üstünde taş görmedik. Cesetler dahil her şeyi ateşe vermişlerdi."
Aslan olaylar sonrasında ise sürgünlerin başladığını kendilerinin de İzmir’e sürgün olarak gönderildiklerini ve sürgünde bir köye en fazla iki ailenin
gönderildiğini, bunun nedeninin de sürgündekilerin bile yan yana getirilmek istenmemesi olarak ifade ediyor…
İşte bütün bu insanlık ayıbına karşı özür dilemesi gereken CHP bugün özür dilemek bir yana Dersim olaylarını genel başkan yardımcısı tarafından terörle mücadele yöntemi olarak gösteriyor.
Ve Bayk
al bu konunun yani Öymen’in açıklamalarının basında geniş yer bulmasından alevi kesimin bu konuya tepki vermesinden sonra yukarda yer verdiğim sözlerini sarf ediyor; basına, siz hala orada mısınız diyor…
Nerede olacaklardı Baykal yanındaki bir numaralı şahıs katliamı kutsarcasına açıklama yapıyor, sende hiçbir şey olmamış gibi hala adamına sahip çıkıyorsun bu insanlık ayıbını örtmek içinde konuyu yine saptırıyorsun..
CHP linç edilmek isteniyormuş..Baykal işte buraya yazıyorum eğer CHP senin başkanlığında hala böyle devam edecekse yoluna,hala halkın gerçeklerinden,işçinin emekçinin gerçeklerinden bi haber olup,militarist-devletçi zihniyetini taşımaya devam edecekse,monşerlerin egemenliğinde olacaksa CHP, bir takım densizleri içinde barındırıp ne konuştuğunu bilmeyenlerin bir partisi olacaksa CHP;evet söylüyorum linç edilmeli CHP..
Çünkü bu ülkenin gerek Alevileri gerek demokratları gerekse de sosyal demokrasiye-sola gönül vermiş bütün bir halkı CHP’nin bu tuzu kuru bu yapay-sığ, alınterinden, emekten yoksun siyasi politikalarından bıktılar, usandılar..
Berbat bir seçim sistemi ve para egemen bir siyasal sistemde sana oy vermek zorunda kalan doğal CHP tabanı sanmayın ki ne Baykal’ı ne de onun monşerlerini beğendiğinden CHP’yi destekliyor..
Ve artık doğru siyasal mücadele adına bir adım bile yol alamayan bu milliyetçi-devletçi militarist CHP kumandanları ya hak etmedikleri o bayrağı bir an önce bırakıp gitmeliler ya da linç edilen CHP’yi sinelerine çekmeliler.
Çünkü bunun ortası yok, bu kadar pervasız,hukuksuz akıldışı bir parti yönetimi ve siyasal mücadele yolu olamaz..
Öte taraftan ‘yandaş’ basın ve onun sahiplerinin bu olay üzerinden CHP’ye yüklenmeleri ya da bu olay vesilesiyle CHP’yi ‘linçe’ tabi tutmaları yine CHP merkez karargâhının o bildik halktan uzak politikaların neticesinde ortaya çıkmıştır.
Bakın şimdi;
Eğer CHP dersim tartışmalarında hakka ve vicdanlara hitap eden bir duruş sergileseydi, en azından Onur Öymen’in bu noktada başkan yardımcılığından istifasını isteselerdi Baykal’ın ifade ettiği sözüm ona ‘linç’olmayacaktı.
Ama yok,militarist-askeri jargon soslu sözler dururken, neden Baykal halktan-emekten-mazlumdan yana bir söylem sergilesin değil mi?.
Zaten halk muhalefeti devam ederse onu durdurmak için bahane hazır yok yandaş medya yok bilmem ne CHP düşmanları. Yok Akparti…
Anlayacağınız kuru laf, asıl konuşulması gerekenlerde böylece gözden düşürülecek…
Şimdi bir sözümde Kemal Kılıçdaroğlu’na…
Sevgili Kılıçdaroğlu sende yaptığın son açıklamada ha babam AKP ve DTP’ ye yüklenmişsin..
Yandan basının işleri bunlar demişsin..
CHP’liler oyuna gelmesin, kanmasın bunlara demişsin.
Kemal kılıçdaroğlu burada dur işte: Sen değil miydin daha iki gün önce Onur Öymen gereğini yapmak zorundadır diyen…
Sen değil miydin kanayan yara açılmıştır diyen…
Sen değil miydin Dersim coğrafyasında yaşanan olay insanlık dramıdır diyen..
Ne oldu iki sonra…
Tamam eyvallah yandaş basın yükleniyor,AKP bu olayı fırsat bilip CHP’ye yükleniyor belki ama..
Bu siyasetin bir cilvesi..
Belki AKP’nin yerinde CHP olsa o da aynı şeyleri yapardı siyasi rakibine karşı..
Ama unutma Kılıçdaroğlu senin ifadelerinle ortada bir dram var,trajedi var,katliam var..
Bu acılar öyle siyasete alet edilip yok sayılamaz, göz ardı edilemez…
Siyasi hesaplar uğruna bu acıların gerçekliği gözden düşürülemez..
Bu her şeyden önce bir Dersimli olarak, ailesi Dersimden sürülen biri olarak sana yakışmaz ayrıca sana da düşmez…
Yapma Kılıçdaroğlu unutma hayatta bazı değerler ve bazı gerçeklikler vardır ki bırak siyaseti insan canı pahasına bunları savunur..
Ve tarihe de bu değerleri savunanlar kahraman olarak,yiğit ve onurlu insanlar olarak geçer..
Ki seninde bilmen gereken bir şey var ki tarih insanı böyle anıyor,böyle hatırlıyor,böyle değer veriyor..
Ve seni bugüne kadar böyle tutanda halkın ilgisine ve beğenisine mazhar olmanı sağlayanda
gösterdiğin dürüst ve halkçı tavırlardı..
Ve şimdi de bundan sonrada halk hep mazlum olanın yanında olanı,alın terinin yanında olanı,mağdurun-ezilenin yanında olanı tutacaktır..
Yoksa monşerlerin, askeri ya da sivil faşistlerin,soyluların yanında olanı değil..