solun parazitlerine dair..
evet hakikaten sormak lazım böyle sol, böyle sol düşünce olur mu
ya da soruyu şöyle soralım sol düşünce böyle savunulur mu sol adına yola çıkan kişi ya da partiler soldan bu kadar uzaklaşabilir mi..
yazının başlangıcından da anlaşılacağı üzere biraz sinirliyim,biraz kızgınım bu solculara ve bu sol akıma..
bu sol akım ve sözüm ona bu solcular kim peki?
cevabı hemen verelim ki tarihin ve insanlığın yüz aklarından biri olan sol düşünce ve akımlar/insanlardan bu sözde solcuları ayıralım..
evet bu solcular kendilerine liberal sıfatını takan solcular..
adında bile bir çiğlik bir gariplik olan bu solcular sözüm ona sol düşünceyi savunuyor sol adına hareket ediyor..
türkiye özelinde eleştirdiğim bu solcuları ise biz her nedense grevlerde,işçi eylemlerinde,gecekonduda,yoksul mahallelerde,kısacası solun olması gereken mekan ve yerlerde göremiyoruz..
peki nerde görüyoruz bu solumsu renkleri,sol etiketli şahsiyet ve yaklaşımları..
bu solumsu zevatlar daha çok 'demokratik' ve 'kültürel' bahçelerde gezinip duruyorlar..
burada siyaset yapmak kolay ya burada janjanlı laflar etmek itibar kazandırıyorya aydın olmak,demokrat olmak adına onun için liberal solumsular daha çok buralarda boy gösteriyorlar..
nasıl olsa burada düzenle yüzleşmek yok,nasıl olsa burada egmen olana ve muktedir olana söz söylemek yok;onun için buralar liberal solunda vazgeçilmez uğrağı oluyor..
ama deseniz ki siz bu zevatlara insanlık yok oluyor,insanlar bu sistemde adeta köleleştiriliyor,sömürü ve haksızlık başını almış gidiyor gelin eylem yapalım,ses verelim insanlığa,olmadı bir konferans yapalık hiç olmadı bir basın açıklaması yapalım..
yok,yaklaşmazlar;bu tarz önerileri hemen 'klasik'sol diye küçümserler,kaale bile almazlar..
ama umursamayış sanmayın ki akıllarının onlara söylediği bir yaklaşım bu umursamayışın arkasında kişiliksiz,onursuz,kimliksiz bir hiçleştirilmiş sol var..
bakın türkiye gündemine...
ortalık inim inim inliyor..
grevler,işten atmalar,ölümler,zamlar,yoksulluklar,yoksunluklar..
nerde bu sözde solcular,janjanlı,etiketli liberal-özgürlükçü solcular...
bakın ucube davada mahmeke davanın 'ergenekon'adı ile yazılmasına,anılmasına karşı çıktığı halde iktidar yandaşı/yalakası basın ha bire u adla bütün bir muhalefeti ve kesimi suçlayıp duruyor..
iktidara karşı çıkan birden bu ucube sözüm ona örgütte buluyor..
peki ortada var mı yok..
ama bunlar saldırıp duruyorlar..
sonra cemaatle ilgili en ufak bir soruşturma ya da incelemede,ortalığı topyekün bir saldırı rüzgarı sarıyor..
iddianameler,göz altılar,ölümler..
bakın bir subay daha intihar etti ve yine bu biat medyası ETÖ damgalı yayınlarla ve subayın aleviliğini dillendirerek ahlaksızca alçakca yayınlara imza attılar..
insanların ölümlerine bile saygı duymadılar orda bile onurlarını koruyamadılar..
ve bütün bunlar olurken bütün bu kepazelikler,faşistçe dalgalar sürüp giderken,ortalığı pis hitlervari bir koku sararken nerde bu liberal-özgürlükçü solcular..
bu zorba iktisadi sisteme,bu güruh medyaya,dört nala bir hızla ve diktatörce koşan bu cemaate,bu yolsuzluğa,hukuksuzluğa bu onursuzluğa hiç mi bir şey demeyecek bu sözüm ona solumsular,solcular..
eğer hiç bir şey demeyeceklerse ki gidişat onu gösteriyor..
bıraksınlar artık sol etiketle konuşmayı ve hareket etmeyi..
solun bu kadar kirlendiği ve bu kadar kişiliksizleştirildiği yeter..
çünkü onlar sol adına hareket etmiyorlar aksine sola zarar veriyorlar.
varsın sol bir eksik olsun onlarsız..
eksik olsun ki solda içinde ki gizli sağcılardan,onursuzlardan ve omurgasızlardan kurtulmuş olsun...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!


12 eylül darbesinin yaptıklarını göstermek için ikide bir rakamlara sarılıp işte şu kadar insanı astılar, şu kadar insanı işkenceden geçirdiler, dernek ve sendikaları kapattılar, yetmedi partilerin kapısına da kilit vurdular, bütün demokratik hakları bile gasp ettiler,insanlara işkence ettiler ve dahası göz altılar, faili meçhuller,sürgünler işte bunların hepsi 12 eylülde oldu demeye gerek yok. Gerçek bu çünkü ve bu gerçek sayılarla, tanıklarla, belgelerle sabit bir gerçek. O halde 12 Eylül’ü de onun savunmasını da yapmaya yanaşmamak lazım değil mi en asgari insan mantığından..
ları, insanın izlerken bile görmeye tahammül edemediği sahneleri benim aklımın almadığı bir şekilde TSK tarafından eleştirildi. Ve kendi kendime şunu düşündüm o an: Bu ordu kimin ordusu milletin ordusu değil mi bu ordu,halkın ordusu değil mi bu ordu?Eğer öyleyse halkına onca cefa çektiren,halkına hayatı zehreden,insanlık dışı her şeyi halkına reva gören bir ordu konseptini ve o konseptin başındakileri nasıl savunur bu ordu. Bu ordu kendi varlığını yasal dayanak olarak Türkiye halkının savunusu ve can güvenliği olarak alıyorsa nasıl olurda o halkın canına kast edenleri savunabilir? Onlar hiç okumadılar mı ki darbe sonrası ABD yetkililerinin ‘bizim çocuklar işi bitirdiler’ deyişini. Ben okudum ve okuduktan sonra ABD’nin bu çocuklarına bir kez daha ve zerre kadar hak vermedim. Şimdi TSK’nin komuta kademesine sormak lazım; emri bile dışarıdan gelen en azından bu yönde kuvvetli biçimde iddialar olan ve kendi halkına ‘katliam’ yapan bir süreci nasıl sahipleniyorsunuz ve ne hakla bu insanlık ayıbının gözler önüne serilmesine karşı çıkıyorsunuz…
Ahlaktan,onurdan, haktan,hukuktan bi haber biat medyası bir subay tarafından gönderildiği iddia edilen ihbar mektubunu anında manşetlerine taşıdılar, anında başlıklar sardı ortalığı,kalemler anında siper edildi ve ateş başladı..
Sonra Deniz Feneri davası ile ilgili tek bir kalem oynatmadınız oysa ortada ne büyük iddialar, ne büyük haberler ne büyük olaylar vardı..Deniz Feneri neden size cazip gelmedi,neden bir haber değeri görmediniz bu olayla ilgili..
Bırakalım her şeyi neden bu konuşmanın arka planında yatan gerçeklikleri araştırmıyorsunuz…
sorunun bir uyum sorunun olduğu bir gerçek ve bence de üzerinde asıl durulması gereken bu. Yani şöyle ki neden TSK ile Cemaat böyle bir çatışma içerisinde Cemaatin varlığı neden tehlike arz etmekte, AKP’nin aynı şekilde bu sorunun neresinde duruyor? İşte resmin parçalarında bu -biraz önce ifade etmeye çalıştığım- ‘olgularda’ var ve bu olguların bütünlüğü resmi gerçekçi kılıyor yoksa tek başına öne çıkarılan ağırlık olgu değil..
Dünyanın başka yerlerinde sanki güllerle,çiçeklerle karşılanıyor bu IMF’de bizim çocukların gösterdikleri tepkileri gösteriyorlar bir. Hele bir şöyle medya taraması yapın,arşiv taraması yapın bakalım IMF gittiği ülkelerde nasıl karşılanmış ondan sonra bizim çocuklara bir şey söyleyin..
Onlara bir sorun; cam dediğin nedir ki yerine yenisi de takılır ama yoksulluk ama açlık ama haksızlık, sömürü öyle değil…
Ha
