düşlerimiz vardı oysa

Öğleden sonra tüm sıkıcılığı ile kendini hissettiriyordu gazetede..Ve dışarıda gürül gürül yağan yağmur bu sıkıcılığı adeta pekiştiriyordu..Yağmurlu ve kapalı bir hava, gazetede o sıkıcı ortam ve hazırlanması gereken haberler..Pelin dalıp giderken bu boğucu ortam içinde, aniden çalan telefonun sesi ile kendine geldi..arayan arkadaşı murat idi.. 'pelin hemen gel taksimde eylem var’diyordu..Pelin ‘ne eylemi,ne olmuş’dedi..Murat heyecanlı bir sesle ‘bilmiyorum ama epeyi kalabalık var,gelsen iyi olur' diye cevap verdi..Pelin bir an düşündükten sonra ‘tamam geliyorum’diye telefonu kapattı..sonra da ‘şimdi haber beğenecek halde değilim’diye kendi kendine söylendi ve çantasını alıp gazeteden çıktı. Yol boyunca acaba ne olayı diye düşündü..yol da bu tür olaylara ne çok gittiğini, ne çok acınası manzara ile karşılaştığını düşündü.. ‘bir yanda tepkilerini dile getiren,bilinçli insanlar diğer yanda onları kontrol altına almak ve durdurmak zorunda bırakılan polisler’diye diye düşündü..belki herkes kendi çapında haklı idi ama yinede polisler eylemcilere çok sert davranıyordu..belki eylemcilerin güvenliğinin sağlanması ve etrafa zarar verilmesinin önlenmesi görevleri olabilirdi ama bazıları bunun sınırlarını aşıyordu;sonuçta oraya kimse keyfinden gelmiyordu..ama öte taraftan da polisler de bir yerlerden emir alıyorlardı ve aldıkları emiri uygulamak zorunda idiler….
Tüm bu düşünceler pelinin zihnini kurcalarken otobüsün taksime geldiğini fark etti pelin..eylem olduğu için otobüs güzergahını değiştirmiş ve farklı bir yoldan gelmişti taksime..pelin otobüsten inince heyecanla çevresine bakındı..ortalıkta öyle göze çarpan bir şey yoktu.. biraz daha ileri yürüdü..sonra uzaklardan gelen sesi dinlediğinde ‘tamam işte sesler geliyor' diye söylendi kendi kendine sonra.. seslerin geldiği alana doğru hızla yürüdü ve ‘susma sustukça sıra sana gelecek’, ‘iş,ekmek,özgürlük’ ‘ekmeğimiz,aşımız yaşasın sendikamız’sesleri ile birden kendini eylem alanın içinde buldu pelin.. yüzlerce eylemci,onları izleyen yüzlerce polis.sonra birkaç simitçi,su satan birkaç kişi ve üç beş gazeteci eylem alanını çokta doldurmuştu bile..sendika temsilcisi her halinden belli olan bayan eylemci ‘bakın biz sizin de hakkınızı savunuyoruz, bırakın yürüyelim,izin verin’diye polislerin amiri ile yüksek sesle konuşuyordu..amir ise ‘bakın eyleminiz yasa dışı basın açıklamanızı yaptınız şimdi dağılın ‘diye bağırdı..sendika temsilcisi ‘bizim eylemlerimiz için izin almamız söz konu değil,bu anayasa da bile yazılıdır, asıl siz yasalara uymuyorsunuz ve sizin bu yaklaşmınız yasa dışı’diye bağırarak yanıt verdi..pelin ‘birazdan olacakları anlamışçasına ‘eyvah yine olaylar çıkacak’dedi..ve hemen fotoğraf makinasını çantasından çıkardı.. çıkarması ile de birden kendini polisin sıktığı biber gazının içinde buldu..hiç bir şey göremiyordu.. 'aman allahım,ne oldu şimdi’diye bağırdı..önceden alışktı bu tür eylemlere ama bu kez fena yakalanmıştı pelin..biber gazının etkisi ile iyice kötüleşen pelin can havli ile kendini bir duvarın köşesine attı..polisler,eylemcileri dağıtmaya çalışıyor,biber gazları,tazyikli su,plastik mermiler..ortalık toza dumana karışmıştı..eylemcilerin bir kısmı kaçıyor,bir kısmı ise inatla ve ısrarla durduğu yerden kalkmıyorlardı..polisin tutumu ise her zaman ki gibi çok sertti..saçlarından sürüklenerek otobüslere bindirilen kızlar,kafalarına inen coplar 
eşliğinde,tartaklanan öğrenciler,memurlar, balık istifi şeklinde otobüslere bindiriliyordu.. pelin doğru düzgün fotoğraf bile çekememişti. Ama şu durumda bunu düşünecek hali bile yoktu...
Boğazını yakan o acı içinde kıvranan pelin birden başında bir polisle karşılaştı.. 'bunlarda anarşist,komünist,kaltak’diyen birini gördü..sonra birden kaçmak istedi.ama aynı polis bu kez copu ile peline vurmaya başladı..başına,sırtına her yanına inen coplar pelini birden yere düşürdü..acılar ve çığlıklar içinde yerde bayılmak üzere olan pelin birden bir polisin ‘ne yapıyorsun sen psikopatmısın,görmüyormusun kız gazeteci’diyen bir başka polisin sesi ile irkildi..pelinin baş ucuna gelen polis hahifçe başından tuttu.. ama pelin kanlar içindeydi..eli yüzü her tarafı kan olmuştu..’durun hareket etmeyin’sizi hasteneye götüreceğim dedi…
Pelin kendine geldiğinde duvarları turuncu bir odada olduğunu fark etti.. başı şiddetli biçimde ağrıyordu..nerdeyim ben diye söylendi kendi kendine..sonra başucunda hiç tanımadığı birinin olduğu gördü..'nihayet uyandınız' dedi polis memuru Salih..'nihayet'... pelin iniltili bir sesle 'siz kimsiniz' dedi.. Salih 'ben polis memuru Salih,eylem alanında bayıldınız bende sizi hastaneye getirdim' dedi..pelin yavaş yavaş kendine gelmeye başlıyordu..sonra her şeyi hatırladı,eylemi,gaz bombalarını,copları,başucuna gelen ve şimdi isminin Salih olduğunu öğrendiği polisi..'off tamam' dedi pelin 'tamam hatırladım sizi'..sonra bir süre eylemi ve sonrasını konuştular..sonra Salih pelinin ailesine haber verip kendi kartvizitini de peline bırakarak hastaneden ayrıldı....
Hastaneden çıkalı on gün olmuştu ama pelin hala yaşadığı şoku atlatamamıştı..'neden' diyordu,'bu öfke bu kin neden'bu kadar acımasıca yaklaşıyorlar insanara''.''.kaldı ki ben eylemci bile değildim, kim bilir eylemci olsam neler gelecekti başıma''…pelin on gün boyunca bu düşünceler etrafında bir yandan evde dinleniyor diğer yandan da sürekli kitaplar okudu..insan psikolojisi,kitle psikolojisi, sonra siyasi içerikli kitaplar sürekli bir şeyler karıştırıyordu…10 günün sonunda birden akınla Salih geldi... ''çocuğa arayıp bir teşekkür bile edemedim'' dedi… ki Salih olmasa belki de şimdi çok daha kötü bir durumda olacaktı..ve çantasından salihin kartvizitini çıkarıp aradı..telefon üç defa çalmasına rağmen cevap gelmiyordu..pelin telefonu kapatacakken 'alo' sesini duydu..pelin ''şey ben pelin'' dedi..''eylem alanından ben hastane götürmüştünüz..arayıp teşekkür etmek istedim'' dedi..salih ''tamam hatırladım'' dedi..''geçmiş olsun şimdi nasılsınız'' diye sürdürdü sözlerini..''sağolun daha iyiyim şimdi ''diye cevap verdi pelin..''emniyet teşkilatı sağolsun 10 gündür evdeyim ve hala o copların sızsını yaşıyorum'' dedi pelin..salih ''talihsiz bir olaydı haklısınız'' dedi;''ama kendimizi affettirmek adına size bir kahve ısmralamak istiyorum'' dedi Salih..pelin ''kahve mi dedi ve sonra bu polisler nasıl adamlardır acaba'' diye kendi kendine düşünde ve ''tamam olur'' diye cevap verdi..salih ''o zaman müsait olursanız 2-3 gün sonra görüşelim'' dedi..pelin ''tamam'' diyerek telefonu kapattı.

üç gün sonrasını sabırsızlıkla bekleyen Salih o gün gelip çattığında yaşadığı heyecanı birkez daha fark etti.. Pelini ilk gördüğünde içinde şimşeklerin çaktığını hissetmişti daha o an..pelini kanlar içinde gördüğünde polis olan arkadaşını birden öldürmek istemişti ki sonra arkadaşı olan polislede epeyi tartışmışlardı ve hala konuşmuyorlardı...samsunda orta halli bir ailenin çocuğu olarak üç kardeşten ikincisi olarak dünyaya gelen salih ilk ve ortaöğrenimi samsunda okuduktan sonra polslik sınavlarını kazanmış ve ilk görev yeri olarak da İstanbul da göreve başlamıştı..sessiz,kendi halinde birisi olan Salih polisin toplumsal eylemlerde gösterdiği şiddetin sancısını yaşıyor ama bunu kimseye hissettirmiyordu..pelinin dövüldüğü eylem günü de öyle olmuştu..''ne olur yürüseler'' sanki diye de iç geçirmişti ama birden olan olmuş, gelen emir üzerine polisler eylemcilere karşı harekete geçmişlerdi..''ne kötü gündü diye kendi kendine ''söylendi Salih…sonra saatine baktı..pelin hala gelmemişti..''nerde kaldı acaba'' dedi..ve tam o sırada uzaktan pelin gözüktü..salih birden heyecanlandığını hissetti…o gördüğü yüzü hiç unutmamıştı ve hemene ayağa kalktı..pelin ayağa kalkanın Salih olduğunu fark ettikten sonra yanına geldi..ayakta selamlaştılar..sonra Salih ''nasılsınız'' dedi..pelin ''önce sizli bizli konuşmaktan vazgeçelim'' dedi tebessümle..salih siz bilirsiz pardon tamam sen bilirsin diyerek cevapladı..pelin gülümsedi ''sağol'' dedi ''iyiyim''..''polis arkadaş sağolsun beni iyice hırpalamış 15 günde ancak kendime gelebildim'' dedi..salih yüzünde utanma ifadesi ile ''evet'' dedi..''işte bizim meslekte oluyor böyle iş kazaları da'' dedi..'pelin birden sinirlendi..''ne demek iş kazası'' dedi..''iş kazası diyerek insanlar,dövülüp yerde sürüklenebilir mi'' dedi..salih ''onu demek istemedim'' diye cevap verdi..pelin' ' ne demek istedin peki''diye sürdürdü sözlerini..''öğretmen iş kazası diye öğrencilerine tekme tokat dayak atabilir mi ya da doktor bu nasıl mantık'' dedi..''sonra siz unutmayın kamu görevlisisiniz ve yaptığınız iş hukuk çerçevesinde olmalı diye sözlerini sürdürdü''..''bu nasıl iş ya anlamıyorum..insanlar böyle mafyvari,çetevari ulu orta dayak yiyebilir mi; bana yapılan bu, kimbilir eylemcilere neler yapılıyor,göz altına alınanlara neler yapıyor'' dedi kızgın bir sesle..salih neye uğradığını şaşırmıştı..''ama pelin'' dedi ''göstericilerde sütten çıkmış ak kaşık değiller''..salih '' bırak şimdi bunu biz burada polisin yaptığını konuşuyoruz..farz edelim ki göstericiler suçlu,terörist sizin yapmanız gereken yine bu değil..ayrıca sen neden bir suçu başka bir suçla kapatmaya çalışıyorsun bu nasıl bir matık dedi'' pelin..salih ''ne oluyor pelin'' dedi..''tamam polis de hata yapabilir,polisinde suçu olabilir ama buraya bunu konuşmak için gelmedik sanırım''..''sonra neden böyle bana dönük tepki veriyorsun''..pelin salihin bu sözleri sonrasında bir an uzaklara baktı ve sonra ''kusura bakma'' dedi..''inan o günkü olay ve yaşananlar içimden çıkmıyor'',''hala o günün şokunu üzerimden atabilmiş değilim''..''anlıyorum pelin seni ama inan bende bunlaran hoşnut değilim sadece şu an için bana fazla tepki gösterdin onu anlabilmiş değilim'' dedi…pelin ''dediğim gibi bu olay psikoljimi bozdu neyse kendinden bahset biraz'' dedi..salih bu söz sonrası gülümseyerek konuşmaya başladı…
Pelinle, Salih o günden sonra nerdeyse haftada 3-4 kez bir araya gelmeye başladılar…ve Salih peline karşı duygularını daha görüşmeye başladıklarının beşinci günü söyledi..''pelin dedi yanlış anlama ama senden hoşlanıyorum''..''çok tatlı ve çok iyi bir insansın,seni daha yakından tanımak istiyorum'' dedi..pelin tebessüm ederke ''ne çabuk anladın tatlı ve iyi olduğumu'' diye cevap verdi..salih ''aslında aklımı da başımdan almak üzeresin nasıl anladığımı bende anlamadım ama'' diye gülerek karşılık verdi..sonra saatlerce konuştular..pelinde salihe karşı aynı duyguları taşıyor;onu ne çok sevdiğini yalnız kaldığınıda hep kendi kendine söylüyordu..ve günler olanca güzelliği ile pelin ve salih arasında hızla akıp geçmeye başladı
tanışalı nerdeyse 6 ay olmuştu..ama pelin salihin polis oluşunu hiç içine sindireiyordu..bu konuyu artık ona söylemeliyim dedi..ve salihi arayıp ''canım bugün görüşebilirmiyiz'' dedi..salih ''hayrola yürek yaram,bitanem,gün ışığım,ayrılacakmıyız'' diye yarı şaka gülerek cevap verdi..''canım yok konuşmamız gerek'' dedi pelin..tamam dedi Salih ''her zaman ki cafe de saat beşde görüşelim'' dedi..salih ''ne oldu acaba'' diye kendi kendine söylenirken cafeden içeri pelin girdi..derken biralar söylendi hal hatır soruları derken pelin ''Salih dedi canım ben senin polis olarak çalışmanı iste
miyorum''..salih başından vurulmuşa döndü..''ne demek şimdi bu pelin ''dedi..pelin ''Salih hemen kızma'' dedi ''ben senin felsefi olarak ve duygusal olarak polislik yapmanı içime sindiremiyorum''..salih ''iyi de neden'' dedi..pelin ''Salih bak polis kurulu düzenin bekçisidr,onu korumak ve yaşatmak ile sorumludur;oysa kurulu düzen her zaman doğru düzen değildir'' dedi..''tamam sen kişilik olarak harika bir insansın ama bu meslek tam da bu noktada seninle uyuşmuyor ve ben senin düzenin bekçiliği yapmanı istemiyorum'' dedi..salih pelinin dediklerini duymuyordu bile..ne büyük bir sorun ile karşılaştığının farkında idi..sinirlenmişti,kırılmıştı,kızgındı..pelinin konuşmasına aldırış etmeden ansızın ''pelin'' dedi salih.. ''sen o beğenmediğin düzenin ekmeğini yiyorsun,o düzende gazetecilijk yapıyorsun ve sana o topraklar yaşam hakkı tanıyor; eğer sen benim bu düzeni korumamı istemiyorsan kendin bilirsin'',dedi ve hızlıca masadan kalkarak dışarı çıktı..pelin ''ne oluyor'' demeye kalmadan Salih çoktan cafeyi terk etmişti bile..pelin başını avuçlarının içine alarak düşünüyordu neden neden…neden sanki polissin..
Salih cafeden çıktığı gibi emniyet amirliğine gitti..çok kızgındı,sinirli sinirli dolaşıyordu..salihin pelinle birlikte olduğunu bilen ve salihin arası hiç iyi olmayan arakadaşlarından Kenan ''hayırdır,aşık,ne oldu komünist kızla mı tartıştın'' dedi..salih bu adama uzun zamandır öfkeliydi..sürekli salihle bu üslup ve sözle saldırıyor,alay ediyor alttan alta da tehdit ediyordu..salih ''bana bak mikrop herif'' dedi ''ne zamandır bana bulaşmak istiyorsun ama sana karşılık vermiyorum yalnız haddini aşma'' dedi..kenan ''sen kim oluyorsunda bana haddimi bildiriyorsun dedi..bu sözlerin cezasını ağır ödeyeceksin Salih bey'' dedi..komünist Salih diye kapıyı çarpıp gitti..salih ne yapacağını şaşırmıştı,''alçak herif'' dedi..
Kenanın ''komünist Salih'' sözü o günden sonra kulaktan kulağa yayılıp emniyet amirine kadar gitmişti..emniyet amirinin duyması ile de salihe soruştarma açılması gündeme geldi..salih soruşturma günü gelince ''ne olacaksa olsun artık'' dedi..sorguya iki müfettiş gelmişti..''sen komünistmisin'' sorusu geldi daha ilk dakika da..salih ''bu ne biçim soru diye'' cevap verdi..''usulen hata yapıyorsunuz..öncelikle benim ifadem alınmalı,olayı ben anlatmalıyım ve daha sonra bana isnat edilen iddialara yer verilmeli;sanki siz bunları bilmiyormuşçasına neden böyle davranıyorsunuz'' dedi..müfettişler ''Salih bey dedi komüinstlerle dura dura onlar gibi kouşmaya başlamışsın..bize ne yapmamız gerektiğini öğretme ayrıca sorguyu biz yapıyoruz sen değil bunu da unutma'' dediler..salih ''müfettiş beyler'' dedi ''sizde şunu unutmayın siz türkiye cumhuriyeti devletinin size verdiği yetkilerle beni sorguluyorsunuz; burası bir mafyanın sorgu odası değil..siz kendinizi ne sanıyorsunuz..herkes işini adam gibi yapsın diye'' sert sözle karşılık verdi..müfettişler ''kardeşim bak aklını başına topla ve sorularımıza cevap ver'' dediler..şimdi söyle komünistmisin değilmisin'',Salih biran derin bir of çektikten sonra ''komüinstim beyler'' dedi,''komünistim ne olacak suçmu''...''tamam Salih bey'' dediler ''neden suç olsun biz sadece öğrenmek istedik'' dediler..salih ''bakın ben söyledim sizde şimdi bana söyleyin ki siz kimsiniz,nesiniz?müfettişler şaşkın bir şekilde ''bu ne biçim soru dediler polis müfettişiyiz görmüyormusun'' dediler..peki beni ne yaptımda sorguluyorsunuz..hangi hırsızlık 
suçundan,hangi,yağmadan,yıkmadan,saldırıdan,talandan sorguluyorsunuz''..müfettişler bir an sustular bize bu görev verildi bizde verilen görevi yerine getiriyoruz dediler..salih ''peki siz bu halkın size verdiği bu değerli görevi neden bu şekilde yapıyorsunuz''..''bakın ortalıkta sorgulanması gereken,yüzlerce çete,hırsız,mafya var,yüzlerce soyguncu,hortumcu,işkenceci var..neden bunları sorgulamıyorsunuz''..''açın bakın gazeteleri neler oluyor memlekette…
Sizde kalkmış benim kız arkadaşımın siyasi düşüncesinden dolayı beni sorguluyorsunuz..
''Size bir şey diyemiyorum beyler'' ama ifademe özellikle şunu eklemeyi unutmayın ''polis memuru Salih gökçe komünits olduğunu hiçbir tesir ve baskı altında kalmadan açıkladı…
Aradan bir ay geçmeden Salih polislikten ihraç edildi.... bir ay evine çekildi ve kimse ile görüşmedi..adeta içine kapanmıştı..bir yandan bütün geçmişini,herşeyi sorguluyor diğer yandan da sürekli pelini düşünüyor..onu ne çok özlediğini görüyordu..o akşamki görüşmeden sonra pelinle bir daha görüşmemişlerdi..kendine gelip,yatıştıktan sonra pelini aramak istedi..iki üç defa aradı telefonu kapalı idi..çalıştığı gazeteye gitti..arkadaşları ile konuştu..pelinin bir eylem sonrası göz altına alındığını ve yaklaşık bir aydır kendsininden haber alınamadığını öğrendi..ailesi,sevdikleri herkes pelini arıyordu..polisler ise ısrarla göz altına almadıkarını,olaydan haberdar olmadıklarını ifade ediyorlardı...salih şaşkındı..gazeteden çıkarken sessizce ağlıyor,''pelin nerdesin'' diyordu..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

