yeni yıl kutlamaları..
bir yılın sonuna daha gelmişken, bir yıl daha geçmişken ömrümüzden, yok oluşa bir yıl daha yakınlaşmışken yıl sonu kutlamalarda neyin nesi oluyor diyebilirsiniz..aslında ben de kendime yer yer öyle söylüyorum ama nafile ne kadar söylesemde her yıl sonu bir şekilde o günü kutluyorum...
insan olarak yaşamı öyle inceden inceye yaşayamadığımızdan, belki öylesi yorduğundan bizi, çoğu zaman kim ne yapıyorsa, kim yaşamı nasıl algılıyorsa biz de öyle yapıyoruz sanki..yıl sonu kutlamaların bir nedeni de bu olabilir kanımca..hani gelenek-görenek minvalinden bir kültür olarak beynimize kazınan çoğu yanlışlar bir de bakıyorsunuz ki yaşamın vazgeçilmezleri olmuşlar ya..yıl sonu kutlamalarıda böylemidir acaba..kimbilir..
tabi birde yoksun-yoksul yaşamın sığınaklarından,aldatmalarından,ilüzyonlarından biridir ki bu kutlamalar bu sosyolojik gerçekliği es geçmemek gerekir..hani yoksullar,umut edenler kendileri için önem taşıyan her durumda adaklar adarlar,'evliyalara'giderler,tapınaklarda saatler geçirirler ,dua üstüne dua ederler ya gelecek için işte yılbaşlarında da buna yakın bir kültür gelişmiştir oğuz atay deyimiyle 'tutunamaynalar'için...ne gariptir ki bu tutunamayan büyük yığın her yıl sonu aynı havayı yaşar gelecek bir yıl için ama, gelecek on yıllarda hep eski yılların buruk bir tekrarı olarak devam eder...
geçerken şunuda söyleyeyim ki umut fakirin ekmeğidir sözü zihinlere boşu boşuna kazınmamıştır; toplumsal yapı o sözü zihinlere bir çivi gibi çakmıştır adeta..ve her daim umut,umut,umut nidaları eksik olmamıştır insanların üzerinden..iyi niyetli ya da kötü niyetli bir şekilde bu söz yaşamımızın projektörü olarak işlev de görmüştür hep..iyi niyetlisine söz yok da kötü niyetlileri için ne demeli bilmiyorum ki 'umudumuzu'bile böylesine ayaklar altına alıp alay edenlere..şans oyunları ve yıl sonu kutlamaların vazgeçilmezi olan milli piyango biletleri de öylemidir sizce,kötü niyetli yüreklerin eğlenceli oyunlarımıdır sizce..
öbür taraftan bazen ben tedirgin oluyorum yaşayamadıklarımdan,elimden alınanlardan,bir daha geri getiremeyeceğim senelerden,zamanlardan dolayı üzülüyorum her yıl sonu..düşünsenize bi çocukluk gidiyor elden,gençlik gidiyor daha ileri yaşlardaysanız yaşam gidiyor elden..ve siz yaşama aşıksanız bir de o zaman seyreyleyin gürültüyü..bana gelince dediğim gibi yaşayamadıklarım ve belkide bir kere yaşayamayacağım zamanların hüznü kaplıyor içimi zaman zaman ve ben bu zamanlarda geçen her güne üzülüyorum...
bütün bunların sonunda, yazıya son verirken mesela ,yıl sonu kutlaması yapılmaz değil mi?ne yapalım her şeye karşın gelecek yeni yılınız kutlu olsun sözü biraz çiğ bir söz mü olur örneğin? merak etmeyin öyle bir niyetim yok,öyle bir tutarsızlığa imza da atmayacağım..peki ne yapalım bu yıl sonu bu günü,günün akşamını yılın başına bağlayan bu geceyi diğer günler gibi örneğin on aralık gibi mi geçirelim mi diyorsunuz
..bilmem siz bilirsiniz nasıl geçirmek isterseniz öyle geçirin..sonra eğlenmek istiyorsanızda eğlenin ama umuda kapılmayın,umuda kaptırmayın kendinizi...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
İnsan söze döktüğünde kendini seviyoruz, özlem duyuyoruz, ayırıyoruz; sözünü, dilini temiz tutan insanı büyütüyoruz gözümüzde, ‘insan olmak budur’ işte diyoruz.
anat diye isimlendirilir. İşte bu sanat da hakkıyla yerine getirildiği zaman o yazının başından beri önemini ifade ettiğim asil sözler adeta büyülüyor insanı, adeta bir ırmak olup akıyorsunuz o sözleri dinlerken.
iz’dir aslında.Ben bu özeti Ustanın;
Sinek murdar değil ama mide bulandırıyor işte; densizin birisi kalkıp bir söz ediyor sonrasında cevap verseniz bir türlü vermeseniz başka bir türlü.
Eline, beline, diline sahip olmak gibi hayatın nasıl yaşanması gerektiğini bir çırpıda özetleyen bu yoldan dönülür mü?
Gidip bir Şeyh Bedrettin’i okuyacak, gidip Şah Hatayi’nin deyişlerini alacak, kul himmetten 7 büyük alevi ozanın deyişlerine göz gezdirecektir.
Bazen sistemin yarattığı eşitsizliği göstermek çok zor olur. Bir dünya söz söylersiniz bir dünya açıklamada bulunursunuz ama tüm bu söylemler ‘lafta’ kaldığı için etkili olmaz. Rakamlar sunarsınız mesela açlık sınırında şu kadar insan var yoksulluk sınırında şu kadar insan var dersiniz bu kez de ‘teknik’bir dil sarar sosyal ve gerçek olanı. O zaman yine gerçeklik dilini bulamaz yine söylem anlatılmak isteneni tam olarak ortaya koyamaz. Onun için çoğu zaman sokağa çıkmak, sokaktan, birebir yaşananlardan örnek vermek daha sahici olur, daha anlamlı olur.
Bütün bunlara rağmen İstanbul bir dünya kenti, bir kültür başkenti, bir zenginlik olarak sunuluyor. Kimi kandırdıklarını sanıyorlar anlamıyorum ki..
.jpg)







Bir düşünce ya da görüş, karşıtı üzerinden değil de kendi söylemleri ve ideolojisi üzerinden vücut buldukça anlamlı olacaktır diye düşünüyorum. Öyle ki ‘karşı’ taraf üzerinden kendine güncel ya da siyasal alanda mevzi edinmeye çalışan görüş, bir yerde söylenmesi gerekenleri değil, söylenmemesi gerekenleri vurgulayan bir duruş ortaya koyacaktır. Burada denilebilir ki; ‘iyide yanlışlığın vurgulanması,doğrunun farklı olduğunu da ortaya koymaz mı’..Bir yerde öyle ama buradan kendimize siyasal yada düşünsel mevzi edinmemiz doğru olmaz. Çünkü yanlışlığın ortaya konulması kadar bu yanlış karşısında doğrularında açık ve somut bir dille ortaya konulması da gerekmektedir.
ürkiye özelinde söylediklerimin izdüşümünün nerelerde ortaya çıkabileceğine baktığımda karşıma ilk çıkan düşünce akımı ‘sol, sosyal demokrat’düşünce olmakta. Özellikle solun şu an içinde bulunduğu halet’i ruhiye ye bakarsak yukarda ki sözlerimin ne kadar somut belirlemeler olduğunu görürsünüz. Gerek legal siyasette, gerekse de illegal siyasette var olan örgütlenmelerin bu noktada ‘öneriden’ ziyade ‘karşı çıkış’ siyasetini kabul ettikleri bilinen bir gerçektir. Hiç şüphesiz illegal sol burada ‘karşı çıkış’ siyaseti ile legal solu uzak ara geçmektedir. Kapalı, disipliner, örgütlenme anlayışı ve ‘devrim’perspektifi ile siyaset yürüten illegal yapılanmalar, bir taraftan bütün sorunların çözümünü ‘devrim’gününe erteleme kolaycılığına kaçmakta diğer taraftan da ‘örgüt disiplini’mantığı çerçevesinde eleştirilmekten ve sorgulanmaktan kendini alıkoyabilmektedir. 


